Nakdi teminat kullanılan ihalelerde yasaklamayı gerektiren bazı fiillerin belirlenmesine yönelik 2025/DK.D-310 Sayılı Kamu İhale Kurulu Kararının birçok bakımdan hukuka aykırı olduğunu daha önceki bir yazımızda belirtmiş ve bu husustaki eleştirimizi ifade etmiştik.
Söz konusu karar 2025/2337 esas sayılı dosya kapsamında Danıştay 13. Dairesince yürütmesinin durdurulmasına karar verilmiş, bu kararın gereği olarak da 25/02/2026 tarihli ve 2026/DK.D-66 sayılı Kurul kararı ile anılan karar iptal edilmiştir.
Danıştay kararında özetle;
– 4734 sayılı Kanun’un 17 ve 58. maddeleri uyarınca yasak fiil ve davranışların gerçekleşip gerçekleşmediğini değerlendirme ve yasaklama kararı verme yetkisinin ihaleyi yapan idare veya ilgili Bakanlığa ait olduğunu, Kamu İhale Kurulu’nun bu yetkiyi sınırlayacak veya yönlendirecek şekilde bağlayıcı bir değerlendirme yapamayacağını,
– Kurulun 2025/DK.D-310 sayılı kararıyla bazı fiillerin doğrudan Kanun’un 17. maddesinin (a) ve (b) bentleri kapsamında kabul edilmesi gerektiği yönünde genel bir kural konulmasının, somut olay incelemesini ortadan kaldırarak kanunla belirlenen yetki dağılımını ihlal ettiği,
-İdari yaptırımların kanuniliği ilkesi gereği yaptırım gerektiren fiillerin kanunda açıkça belirlenmesi gerektiğini, düzenleyici işlem yoluyla yeni bir yasaklama sebebi oluşturulamayacağını, söz konusu düzenlemenin idare üzerinde bulunan ispat yükünü fiilen ortadan kaldırarak istekliler aleyhine sonuç doğurduğu ve “şüpheden sanık yararlanır” ilkesini zedeleyebileceği,
– Bu nedenlerle Kurul kararının idari yaptırımlarda yetki, kanunilik ve ispat ilkelerine aykırı olduğu
Sonucuna varılmıştır.
Danıştay kararının tam metni aşağıdadır.
DANIŞTAY 13. DAİRESİ
ESAS NO : 2025/2337
DAVACI VE YÜRÜTMENİN DURDURULMASINI İSTEYEN :
VEKİLİ :
DAVALI :
VEKİLİ :
İSTEMİN KONUSU : “Rekabeti veya İhale Kararını Etkileyen Fiil veya Davranışlar Hakkında Karar Alınması” konulu 03/09/2025 tarih ve 2025/DK.D-310 sayılı Kamu İhale Kurulu (Kurul) kararının iptali ve yürütmesinin durdurulması istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI :
Davacı tarafından, uyuşmazlık konusu düzenlemeyle yasaklama sebebi yaratıldığı, cezaların kanuni dayanağının bulunması gerektiği, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 17. maddesinde yasaklama sebeplerinin sınırlı sayıda sayıldığı, idare tarafından yasaklama sebeplerinin artırılamayacağı, bu konuda idareye takdir yetkisinin verilmediği, kanunilik ilkesinin ihlal edildiği, kıyas yoluyla yeni yasaklılık sebeplerinin türetilemeyeceği ileri sürülmektedir.
DAVALININ SAVUNMASI :
Davalı tarafından, 4734 sayılı Kanun’un 53. maddesiyle anılan Kanun kapsamındaki ihalelere ilişkin uygulamayı yönlendirici düzenleme yapma yetkisinin verildiği, yasaklamaya konu olacak fiillerin 4734 sayılı Kanun’da sayıldığı, Kanun’daki fiillerin belirli hale getirilmesinin önem arz ettiği, kaldı ki, verilen yasaklama kararlarının yargı denetiminden geçeceği, uygulamadan ve idarelerle yapılan görüşmelerden elde edilen veriler uyarınca dava konusu işlemin tesis edildiği, veriler uyarınca uygulamadaki hareketlerin tipleştirilerek hukuktaki karşılıklarının belirtildiği, ilave araştırma yapılmasına gerek olmaksızın birlikte hareket edildiğinin tespit edilmesi halinde yaptırım uygulanacağı, fiyat artış oranlarının hayatın olağan akışına göre tesadüf olmayacak şekilde gerçekleştiği, benzer şekilde aynı IP adresinden ihale dokümanı indiren kişilerin birlikte hareket ettiğine yönelik kuvvetli karinenin varlığının kabul edildiği, yasaklama kararı verilirken her somut olayın kendi içerisinde değerlendirileceği, dava konusu düzenlemeyle belirlilik sağlandığı, masumiyet karinesinin ihlal edilmediği, keyfiliğin önüne geçilerek idarelere yol gösterildiği, yasaklama kararının idari tedbir niteliğinde olduğu, emsal ülkelerdeki uygulamanın da bu yönde olduğu savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ DÜŞÜNCESİ :
Yürütmenin durdurulması isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, davalı idarenin savunması alındıktan veya savunma için verilen süre geçtikten sonra incelenmesine karar verilen yürütmenin durdurulması istemi, savunmanın geldiği görülmekle yeniden incelendi, gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE
MADDİ OLAY :
Davalı idare tarafından, idarelerce 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu kapsamında gerçekleştirilecek ihalelerde, rekabeti etkilediği veya ihale kararını etkilediği düşünülen fiillerde bulunan kişiler hakkında uygulanacak işlemleri belirleyen “Rekabeti veya İhale Kararını Etkileyen Fiil veya Davranışlar Hakkında Karar Alınması” konulu 03/09/2025 tarih ve 2025/DK.D-310 sayılı Kurul kararı alınmış ve anılan karar Kamu İhale Kurumu’nun internet sitesinde ilan edilmiştir.
Bunun üzerine, anılan kararın iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT :
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 38. maddesinin birinci fıkrasında, “Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz; kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez.” kuralına yer verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 27. maddesinin 2. fıkrasında, idari işlemin uygulanması halinde giderilmesi güç veya imkânsız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması koşullarının birlikte gerçekleşmesi durumunda yürütmenin durdurulmasına karar verileceği kuralı yer almıştır.
4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 17. maddesinde, “İhalelerde aşağıda belirtilen fiil veya davranışlarda bulunmak yasaktır:
a) Hile, vaat, tehdit, nüfuz kullanma, çıkar sağlama, anlaşma, irtikap, rüşvet suretiyle veya başka yollarla ihaleye ilişkin işlemlere fesat karıştırmak veya buna teşebbüs etmek.
b) İsteklileri tereddüde düşürmek, katılımı engellemek, isteklilere anlaşma teklifinde bulunmak veya teşvik etmek, rekabeti veya ihale kararını etkileyecek davranışlarda bulunmak.
c) Sahte belge veya sahte teminat düzenlemek, kullanmak veya bunlara teşebbüs etmek.
d) Alternatif teklif verebilme halleri dışında, ihalelerde bir istekli tarafından kendisi veya başkaları adına doğrudan veya dolaylı olarak, asaleten ya da vekaleten birden fazla teklif vermek.
e) 11’inci maddeye göre ihaleye katılamayacağı belirtildiği halde ihaleye katılmak.
Bu yasak fiil veya davranışlarda bulunanlar hakkında bu Kanunun Dördüncü Kısmında belirtilen hükümler uygulanır.” hükmüne yer verilmiştir.
4734 sayılı Kanun’un 53. maddesinde;
“(…) Bu Kanuna göre yapılacak ihaleler ile ilgili olarak Kurumun görev ve yetkileri aşağıda sayılmıştır:
İhalenin başlangıcından sözleşmenin imzalanmasına kadar olan süre içerisinde idarece yapılan işlemlerin bu Kanun ve ilgili mevzuat hükümlerine uygun olmadığına ilişkin şikayetleri inceleyerek sonuçlandırmak.
Bu Kanuna ve Kamu İhale Sözleşmeleri Kanununa ilişkin bütün mevzuatı, standart ihale dokümanlarını ve tip sözleşmeleri hazırlamak, geliştirmek ve uygulamayı yönlendirmek.
İhale mevzuatı ile ilgili eğitim vermek, ulusal ve uluslararası koordinasyonu sağlamak.
(…)
Haklarında ihalelere katılmaktan yasaklama kararı verilenlerin sicillerini tutmak.
(…)
Kurum, Kurul kararıyla bu Kanun ve Kamu İhale Sözleşmeleri Kanununun uygulanmasına ilişkin standart ihale dokümanı, tip sözleşme, yönetmelik ve tebliğler çıkarabilir. Kurul ve Kurum yetkilerini, düzenleyici işlemler tesis ederek ve özel nitelikli kararlar alarak kullanır. Standart ihale dokümanları, tip sözleşmeler, yönetmelik ve tebliğler Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe konulur.” hükümlerine yer verilmiştir.
4734 sayılı Kanun’un 58. maddesinin birinci fıkrasında;
“17’nci maddede belirtilen fiil veya davranışlarda bulundukları tespit edilenler hakkında, fiil veya davranışlarının özelliğine göre, bir yıldan az olmamak üzere iki yıla kadar, üzerine ihale yapıldığı halde mücbir sebep halleri dışında usulüne göre sözleşme yapmayanlar hakkında ise altı aydan az olmamak üzere bir yıla kadar, 2’nci ve 3’üncü maddeler ile istisna edilenler dahil bütün kamu kurum ve kuruluşlarının ihalelerine katılmaktan yasaklama kararı verilir. Katılma yasakları, ihaleyi yapan bakanlık veya bağlı ya da ilgili bulunan bakanlık, herhangi bir bakanlığın ilgili veya bağlı kuruluşu sayılmayan idarelerde bu idarelerin ihale yetkilileri, il özel idareleri ve bunlara bağlı birlik, müessese ve işletmelerde İçişleri Bakanlığı, belediyeler ve bunlara bağlı birlik, müessese ve işletmelerde ise Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından verilir.” hükmü yer almaktadır.
Rekabeti veya İhale Kararını Etkileyen Fiil veya Davranışlar Hakkında Karar Alınması konulu 03/09/2025 tarih ve 2025/DK.D-310 sayılı Kurul kararında;
“Nakit teminat kullanılan ihalelerde ve isteklilerin teklif bedelleri ile yaklaşık maliyet ve/veya diğer teklif bedelleri arasında belirli bir yakınlık kurarak irade birliği içinde teklif verilen ihalelerde;
Nakit teminatlara ilişkin olarak;
a) EKAP’ta tanımlı alana yüklenen belgelerde yer alan tutar bilgisinden farklı bir tutar bilgisinin beyan edilmesi ve yatırılan teminatın teklif edilen bedelin yüzde üçünden az olması,
b) Yüklenen belgenin ya da yatırılan teminatın farklı bir ihaleye ilişkin olması,
c) EKAP’ta tanımlı alana yüklenen belgenin teminat yerine başka bir belge olması,
ç) EKAP’ta tanımlı alana boş bir sayfa yüklenmesi,
durumlarında, şikayet ve/veya itirazen şikayet hakkının kullanılarak, ihale sürecinin uzamasına ve kamu hizmetinin kesintiye uğramasına neden olunması halinde, bu fiil veya davranışların Kanun’un 17’nci maddesinin (a) veya (b) bentleri çerçevesinde rekabeti veya ihale kararını etkilemeye ve/veya ihaleye ilişkin işlemlere fesat karıştırmaya yönelik davranış olarak kabul edilerek işlem tesis edilmesine,”
kurallarına yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Sözlük anlamı ile “düzenli hâle koymak, düzen vermek, tanzim ve tertip etmek” olarak tanımlanan “düzenleme”, kamu hukukunda kural koyma ile eş anlamlıdır. Kural ise; sürekli, soyut, nesnel, genel (kişilik dışı) durumları belirleyen ve gösteren norm olarak tanımlanmaktadır (Özay İl Han, Günışığında Yönetim, 2017, İstanbul, s. 426).
İdare, Anayasa ve kanunlardan aldığı yetki ile kural koyma (düzenleme yapma) yetkisine sahiptir. “Kural işlemler” ya da diğer adıyla genel düzenleyici işlemler, üst hukuk kurallarına uygun olarak hukuk düzenine yeni kural getiren ya da mevcut bir kuralı değiştiren veya kaldıran tek yanlı idari işlemlerdir. Düzenleme yetkisini kullanarak tüzük, yönetmelik, tebliğ, genelge gibi genel düzenleyici işlemleri yapan idarenin bir işleminin düzenleyici nitelik taşıdığının kabul edilebilmesi için, söz konusu işlemin sürekli, soyut, nesnel, genel durumları belirleyen ve gösteren hükümler içermesi, başka bir anlatımla belirtilen nitelikte kurallar konulmuş olması zorunlu olup, bu genel düzenlemenin üst hukuk kurallarına aykırı hükümler içermemesi gerekir.
Kurallar hiyerarşisinde anayasal ve kanuni düzenlemelerden sonra gelen idari düzenlemeler bir kanun hükmüne dayalı olarak hazırlanır ve kanun hükümlerine açıklık getirilmesi suretiyle bu hükümlerin uygulamaya geçirilmesi amaçlanır. Diğer yandan, kurallar hiyerarşisindeki düzenleme basamakları kademe kademe bir sistem içermektedir. Anılan sistemde bir üst kural bir alt kurala oranla daha genel ve soyut ifadeler taşımakta, bir alt kural ise daha özel ve somut ifadelerle bir üst kuralın ne amaçla getirildiğini somut olarak ortaya koymaktadır. Türevsel bir yetki olarak kabul edilen idarenin düzenleme yetkisinin, kanunlarla getirilen düzenlemeleri aşacak bir şekilde kullanılamayacağı da idare hukukunun en temel ilkelerindendir.
4734 sayılı Kanun’un 53. maddesinde; Kuruma, anılan Kanun kapsamında gerçekleştirilen ihalelere ilişkin iş ve işlemlerin hukuka uygunluğunu başvuru üzerine denetleme görevi yanında, 4734 sayılı Kanun ile 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu’nun uygulanmasına yönelik olarak düzenleyici işlem tesis etme yetkisi verildiği, bu doğrultuda Kurumun yönetmelikler ve tebliğler çıkarma yetkisi olduğu, aynı zamanda Kurumun düzenleyici işlemleriyle uygulamayı yönlendirerek ulusal koordinasyonu da sağlama görevinin bulunduğu anlaşılmaktadır.
4734 sayılı Kanun’un 17. ve 58. maddesi bir arada değerlendirildiğinde ise isteklilerin ihalelerde bazı fiil ve davranışlarda bulunmalarının yasaklandığı, bu yasak fiil ve davranışlarda bulunduğunun tespit edilmesi halinde 58. maddede belirtilen idarelerce ilgili isteklilerin 4734 sayılı Kanun kapsamındaki bütün ihalelere katılmaktan yasaklanmasına karar verileceği anlaşılmaktadır.
İdarece suç derecesindeki fiillerden daha hafif nitelikte ihlal içeren ve bu nedenle de suç oluşturmayan davranışların karşılığında, araya yargı kararı girmeksizin ve idari usullere göre kararlaştırılıp uygulanan işlemlere idari yaptırım denilmektedir. Bu itibarla, idari yaptırımlar diğer idari işlemlerden, cezalandırma ve caydırma amaçlarının da bulunması nedeniyle farklılaşırlar. Bir işletmenin faaliyetlerini sürdürmesini sağlayan lisans, yetkilendirme ve benzeri belgelerin iptali yanında kamu ihalelerine katılmaktan yasaklama kararlarının da mevzuata aykırılıkları telafi etmeyi amaçlayan bir idari tedbir olmaktan öte bir nitelikte idari yaptırım olduğuna dair kuşku bulunmamaktadır.
İdarenin, hizmetlerini gereği gibi ve ivedilikle görebilmesi için, para cezası, faaliyete son verme gibi yaptırımları uygulayabilme yetkisine ihtiyaç olmakla beraber, kamu yararını gerekçe göstererek sınırsız bir şekilde yaptırım uygulayamayacağı açık olup, belirli usul ve ilkeler dahilinde hareket etmesi gereklidir.
Bu bakımdan, idari yaptırımların cezalandırma amaçlarının da bulunması nedeniyle temel ceza hukuku ilkelerinden; savunma hakkı, kanunilik, lehe kanunun geçmişe yürümesi, masumiyet karinesi ve şüpheden sanık yararlanır ilkesi gibi ilkelerin de uygun olduğu ölçüde tatbik edilmesi gerekmektedir. Nitekim, başta Anayasa’nın 38. maddesinde yer alanlar olmak üzere temel ceza hukuku ilkelerinin idari yaptırımlara da uygulanması gerektiği Anayasa Mahkemesi ve Danıştay tarafından kabul edilmektedir.
Kanunilik ilkesi uyarınca idari yaptırım gerektiren fiillerin çerçevesinin kanunda açıkça tanımlanması, bunun doğal sonucu olarak yaptırım uygulanacak eylemin kanunda belirli olması gerekmektedir. Kanunilik ilkesinin bir sonucu da tipikliktir. Öğretide dar anlamıyla tipiklik, idari yaptırımla müeyyidelendirilen fiilin tanımında, fiile bireysel özelliğini veren ve tipik haksızlık içeriğini karakterize eden unsurların yerine getirilmesi olarak tanımlanmaktadır (Kangal Zeynel T., Kabahatler Hukuku, 3. Baskı, Adalet Yayınevi, Ankara, 2022, s.153). Fail tarafından gerçekleştirilen bir fiilin kanundaki soyut norma uyup uymadığının tespit ve takdiri, suçlar yönünden ceza mahkemelerine, idari yaptırım gerektiren fiiller yönünden ise kanunda gösterilen idarelere aittir.
İdari işlemin beş unsurundan biri olan yetki unsuru, idari makamların kamu gücü kullanarak tek taraflı irade açıklayabilme iktidarıdır. Özel hukuktan farklı olarak, idarenin yetkisizliği asıl, yetkili olması istisnadır. Yetki, kıyas yoluyla genişletilemeyeceği gibi kanunla bir idari makama verilmiş olan yetki onun hiyerarşide üst konumunda olsa bile başka bir makam tarafından kullanılamaz. İdari yaptırımlarda yetki unsuru, diğer idari işlemlere göre daha da önemlidir. Zira idari yaptırım kararı uygulamaya yetkili olan idari makam, somut fiilin soyut hukuk normunu ihlal edip etmediği gerekli araştırma ve soruşturmayı gerçekleştirdikten sonra elde ettiği bütün belge ve delilleri değerlendirerek karar verecektir. Bu kapsamda, diğer idari makamların, idari yaptırım uygulanmasını gerektiren bir fiilin varlığını tespit etmeleri halinde bunu ilgili makama iletmelerinde hukuka aykırılık yoksa da, idari yaptırımı uygulamaya yetkili makamın yapması gereken değerlendirmeyi yapmaları, idari işlemi yetki unsuru yönünden hukuka aykırı hale getirecektir.
Öte yandan, ceza hukukunun temel ilkelerinden birisi de şüpheden sanığın yararlanmasıdır. Bunun idare hukukunda bir karşılığı ise idari yaptırıma sebep olan olay ve olguların gerçekleştiğinin ve bu olay ve olguların kanundaki soyut norma uyduğunun ispat külfetinin idare üzerinde olmasıdır. 4734 sayılı Kanun’un 17. maddesi uyarınca ilgilileri kamu ihalelerine katılmaktan yasaklayan idare, ilgilisine isnat ettiği fiillerin gerçekleştiğini ve bu fiillerin anılan Kanunu ihlal ettiğini ispatlamakla yükümlüdür.
İncelenen kurallarda davalı idare tarafından, nakit teminat kullanılan ihalelerde isteklilerce; EKAP’ta tanımlı alana yüklenen belgelerde yer alan tutar bilgisinden farklı bir tutar bilgisinin beyan edilmesi ve yatırılan teminatın teklif edilen bedelin yüzde üçünden az olması, yüklenen belgenin ya da yatırılan teminatın farklı bir ihaleye ilişkin olması, EKAP’ta tanımlı alana yüklenen belgenin teminat yerine başka bir belge olması, EKAP’ta tanımlı alana boş bir sayfa yüklenmesi ve aynı zamanda bu isteklilerce şikayet ve/veya itirazen şikayet yoluna başvurulması halinde bu fiil veya davranışların 4734 sayılı Kanun’un 17. maddesinin birinci fıkrasının (a) veya (b) bentleri çerçevesinde rekabeti veya ihale kararını etkilemeye ve ihaleye ilişkin işlemlere fesat karıştırmaya yönelik davranış olarak kabul edilmesi ve aynı zamanda isteklilerin teklif bedelleri ile yaklaşık maliyet ve/veya diğer teklif bedelleri arasında bariz bir yakınlık ve/veya uyum bulunduğunun, ilave bir araştırma yapılmasına gerek olmaksızın açıkça anlaşılması halinde bu fiil veya davranışlarda bulunan isteklilerin kamu ihalelerine katılmaktan yasaklanmasına karar verilmesi gerektiği kurallarına bağlanmıştır.
Yukarıda da belirtildiği üzere, 4734 sayılı Kanun’un 53. maddesi uyarınca davalı idarenin 4734 sayılı Kanun kapsamındaki ihalelerde uygulamayı yönlendirmek ve 4734 sayılı Kanun kapsamında yasak fiil ve davranışlarda bulunduğunu düşündüğü istekliler hakkında gerekli işlemlerin yapılması konusunda idarelere ihbarda bulunmak yetkisini haizse de uyuşmazlık konusu düzenlemeyle, nakit teminat kullanılan ihalelerde isteklilerce gerçekleştirilebilecek bazı fiiller belirlenmiş ve bu fiillerde bulunan isteklilerin 4734 sayılı Kanun’un 17. maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerini ihlal ettiği sonucuna varılmıştır. Ancak somut ihaledeki fiillerin, soyut norm olan 4734 sayılı Kanun’un 17. maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerini ihlal edip etmediğini değerlendirme yetkisi, anılan Kanun’un 58. maddesi uyarınca ihaleyi gerçekleştiren idareye veya ilgili Bakanlığa aittir.
Aynı zamanda, 4734 sayılı Kanun’un 17. maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerinin ihlal edildiğini değerlendiren idare veya ilgili Bakanlık, kamu ihalelerine katılmaktan yasakladıkları ilgililerin bu fiilleri gerçekleştirdiğini ve ortaya konulan fiillerin anılan bentleri ihlal eder nitelikte olduğunu ispat külfeti altındadır.
Bununla birlikte, 4734 sayılı Kanun’un 17. maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerinin ihlal edilip edilmediğini değerlendirmeye yetkili olan ihaleyi gerçekleştiren idare veya ilgili Bakanlığın, tüm ihale sürecine ve isteklilerin bu kapsamdaki fiillerine bakarak, anılan bentlerin ihlal edilip edilmediğini değerlendirmesi gerekirken, uyuşmazlık konusu düzenlemeyle yetkili idarelere değerlendirme imkanı tanınmaksızın ve somut olayın koşulları ve makul bir sebebi bulunup bulunmadığı da araştırılmadan bağımsız olarak mutlak bir yasaklama sebebi getirilmiştir.
Bu nedenle, örneğin nakit teminatın kullanıldığı bir ihalede, EKAP’ta tanımlı alana başka bir ihaleye ait teminat belgesini yükleyen ve ihalede hukuka aykırı olan bir işleme karşı şikayet başvurusunda bulunan bir isteklinin tüm diğer fiillerini değerlendirerek kamu ihalelerine katılmaktan yasaklanması konusunda işlem tesis etmeye yetkili olan ihaleyi gerçekleştiren idarece veya ilgili Bakanlıkça, bu değerlendirmeler yapılmaksızın yasaklanma kararı verilmesi, yani anılan örnekte gerçekten iki ihaleye de katılan ve şikayet ettiği hususta haklı da olan bir isteklinin yasaklanmasına karar verilmesi gerekecektir.
Aynı zamanda, ihaleyi gerçekleştiren idare veya ilgili Bakanlık tarafından, 4734 sayılı Kanun’un 17. maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentlerini ihlal ettiği iddiasıyla yasaklanan isteklilerin açtığı davalarda, idareler tarafından uyuşmazlık konusu düzenlemede tanımlanan fiillerin gerçekleştirildiğinin ortaya konulmasıyla yetinilecek ve böylece ispat külfeti şüpheden sanık yararlanır ilkesine aykırı bir şekilde istekliler aleyhine ortadan kaldırılacaktır.
Bu itibarla, dava konusu Kurul kararıyla kanunla yetkilendirilmiş idarenin yetkisinin ve ilgililer aleyhine ispat külfetinin ortadan kaldırıldığı, bu durumun da idare hukukuna ve idari yaptırımlara hakim olan ilkelere aykırı olduğu anlaşıldığından, dava konusu Kurul kararında hukuka uygunluk bulunmadığı, aynı zamanda dava konusu işlem nedeniyle isteklilerin kamu ihalelerine katılmaktan yasaklanma kararı verilmesi halinde giderilmesi güç ve imkansız zararların doğacağı sonucuna ulaşılmıştır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 6352 sayılı Kanun ile değişik 27. maddesinin 2. fıkrasında öngörülen şartların birlikte gerçekleştiği anlaşıldığından davacının yürütmenin durdurulması isteminin kabulüne,
DAVA KONUSU KURUL KARARININ YÜRÜTMESİNİN DURDURULMASINA,
Bu kararın tebliğini izleyen günden itibaren 7 (yedi) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna itiraz yolu açık olmak üzere,
03/12/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.