Yeterlik Kriteri Niteliği Taşımayan, Ancak Sözleşme İmzalanmadan Önce Sunulması Zorunlu Tutulan Belgelerin Uygun Bulunmaması Hâlinde Geçici Teminatın İrat Kaydedilmesi

Kamu ihale hukukunda geçici teminatın irat kaydedilmesi, istisnai ve ağır sonuç doğuran bir yaptırım olup, ancak açık ve belirli bir yasal dayanağın varlığı hâlinde uygulanabilir. Özellikle ihale sürecinin sözleşmeye davet aşamasında istenilen belgelerin hukuki niteliği ile bu belgelerin sunulmaması veya uygun bulunmaması hâlinde uygulanacak yaptırımlar, uygulamada ve yargı içtihatlarında tartışma konusu olmaya devam etmektedir. Bu çerçevede, yeterlik kriteri niteliği taşımayan, ancak ihale dokümanı uyarınca sözleşme imzalanmadan önce sunulması zorunlu tutulan belgelerin uygun bulunmaması hâlinde, isteklinin teklifinin değerlendirme dışı bırakılması mümkün olmakla birlikte, geçici teminatın irat kaydedilip kaydedilemeyeceği hususu ayrı bir hukuki değerlendirmeyi gerektirmektedir.

Mevzuat Çerçevesi ve Yargı Kararlarının Yaklaşımı

4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 10’uncu maddesinde, ihaleye katılımda aranacak ekonomik, mali, mesleki ve teknik yeterliğe ilişkin belgeler sayılmış; maddenin son fıkrasında ise bu belgelerden hangilerinin taahhütname olarak sunulabileceğinin Kamu İhale Kurumu tarafından belirleneceği hüküm altına alınmıştır. Aynı düzenlemede, gerçeğe aykırı taahhütname verilmesi veya taahhüt edilen hususları tevsik eden belgelerin sözleşme imzalanmadan önce sunulmaması hâlinde isteklinin değerlendirme dışı bırakılacağı ve geçici teminatının irat kaydedileceği açıkça ifade edilmiştir. Buna karşılık, Kanun’un 42 ve 44’üncü maddelerinde sözleşmeye davet ve sözleşmenin imzalanmasına ilişkin yükümlülükler düzenlenmiş; ihale üzerinde kalan isteklinin süresi içinde sözleşmeyi imzalamaması veya kesin teminatı vermemesi hâlinde geçici teminatın gelir kaydedileceği hükme bağlanmıştır.

06.08.2025 tarih ve 2025/UH.I-1663 sayılı Kamu İhale Kurulu kararına konu olan somut uyuşmazlıkta; Teknik Şartnamede sözleşme öncesi sunulması gerektiği belirtilen belgeleri sunan ancak belgeleri uygun görülmeyen isteklinin ihaleyi yapan idarece teklifi değerlendirme dışı bırakılarak geçici teminatı gelir kaydedilmiş, itirazen şikayet başvurusu üzerine Kamu İhale Kurulu tarafından alınan kararda; 4734 sayılı Kanunun 10. maddesi kapsamında teminatı gelir kaydının hukuka uygun olduğuna karar verilmiştir.

Kamu İhale Kurulu kararının iptal davasına konu edilmesi üzerine Ankara 10. İdare Mahkemesi de benzer bir yaklaşımla, 4734 sayılı Kanunun 10. maddesi kapsamında isteklinin ihale dokümanında öngörülen belgeleri sunmayı taahhüt ettiği, ancak bu belgeleri uygun şekilde sunamadığı gerekçesiyle geçici teminatın irat kaydedilmesini hukuka uygun bulmuştur.

Danıştay 13. Dairesinin temyiz incelemesi sonucu aldığı E:2025/2806, K:2025/4219 sayılı kararda ise; sözleşmeye davet aşamasında istenilen ve işin yerine getirilebilmesi için zorunlu olan belgelerin uygun şekilde sunulmaması nedeniyle sözleşmenin imzalanamamasını, Kanunun 10. maddesi kapsamında değil, 4734 sayılı Kanun’un 42 ve 44’üncü maddeleri kapsamında değerlendirmiş; bu durumda geçici teminatın gelir kaydedilmesi gerektiği sonucuna ulaşarak ilk derece mahkemesi kararını sonucu itibarıyla onamıştır.

Bu yaklaşım, sözleşme imzalanamamasının sebebine odaklanmakta ve bu sebep, ihale dokümanından kaynaklanan bir yükümlülüğün yerine getirilmemesi ise, bunun doğrudan teminatın irat kaydı sonucunu doğurduğunu kabul etmektedir.

Değerlendirme ve Eleştiri

Kanaatimizce ister 4734 sayılı Kanunun 10. maddesi ister 42. ve 44. maddesi kapsamında olsun, söz konusu yaklaşımla geçici teminatın irat kaydedilmesi yaptırımının kanuni sınırlarını genişletici bir yorum içermektedir. Zira 4734 sayılı Kanun’da geçici teminatın gelir kaydedilmesine yol açan hâller açık ve sınırlı şekilde düzenlenmiştir. Bunlar temelde iki grupta toplanmaktadır: 10’uncu madde kapsamında taahhüt edilen hususların tevsik edilmemesi ve 42 ve 44’üncü maddeler kapsamında kesin teminatın verilmemesi ve/veya sözleşmenin imzalanmaması.

Ancak burada gözden kaçırılmaması gereken husus, sözleşmenin imzalanmamasına yol açan nedenin niteliğidir. Eğer sözleşmenin imzalanmaması, isteklinin Kanun’da açıkça düzenlenen bir yükümlülüğünü ihlal etmesinden değil, ihale dokümanında yer alan ve yeterlik kriteri niteliği taşımayan ek bir yükümlülüğün yerine getirilememesinden kaynaklanıyorsa, bu durumda teminatın irat kaydının doğrudan Kanun’dan kaynaklandığını söylemek güçleşmektedir.

Özellikle 10’uncu madde bakımından, teminatın irat kaydının açıkça taahhütnameye konu edilen hususlarla sınırlandırıldığı görülmektedir. Kamu İhale Kurumu tarafından belirlenen standart teklif mektuplarında da bu taahhütlerin kapsamı sınırlı şekilde sayılmıştır. Bu kapsam dışında kalan belgeler bakımından bir taahhüt ilişkisi kurulmadığı açıktır.

Bu nedenle, yeterlik kriteri olarak belirlenmemiş ve taahhütnameye konu edilmemiş belgelerin uygun bulunmaması hâlinde, isteklinin teklifinin değerlendirme dışı bırakılması hukuken mümkün olmakla birlikte, aynı durumun geçici teminatın irat kaydı sonucunu doğuracak şekilde yorumlanması, kanunilik ve ölçülülük ilkeleri bakımından tartışmalıdır.

Nitekim Danıştay’ın önceki bazı kararlarında da, taahhütname kapsamında olmayan belgeler nedeniyle geçici teminatın irat kaydedilemeyeceği yönünde değerlendirmeler bulunduğu görülmektedir. Bu durum, yargı içtihatlarında dahi konuya ilişkin yeknesaklığın tam olarak sağlanamadığını göstermektedir. (Danıştay 13. Dairesi 26.09.2019 tarihli ve E:2019/2917, K:2019/2737 sayılı kararı, Danıştay 13. Dairesinin 06.02.2024 tarihli ve E:2023/3749, K:2024/555 sayılı kararı)

Öte yandan, karşı oyda da isabetli biçimde vurgulandığı üzere, ihale dokümanı düzenlemelerinin isteklileri tereddüde düşürmeyecek açıklık ve netlikte olması, hukuki belirlilik ilkesinin zorunlu bir gereğidir; aksi hâlin ağır mali yaptırımlarla sonuçlanması ise hukuk devleti anlayışıyla bağdaşmaz. Nitekim incelenen karardan da görüleceği üzere, sözleşme öncesinde sunulması istenen belgeleri sunan ancak bu belgeler uygun bulunmayan isteklinin geçici teminatının irat kaydedilmesinin hangi yasal dayanağa oturtulacağı konusunda idari ve yargısal organlar arasında bile görüş birliği sağlanamamıştır; Kamu İhale Kurulu ve İdare Mahkemesi Kanun’un 10. maddesine, Danıştay çoğunluğu ise 42 ve 44. maddelerine yaslanmak suretiyle aynı sonuca farklı gerekçelerle ulaşmıştır. Bu tablo, meselenin ne denli tartışmalı olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Oysa geçici teminatın irat kaydedilmesinin, idari yaptırımlar içinde cezai niteliğe en yakın olanlardan biri olduğu kabul edildiğinde, bu yaptırımın yasal dayanağının herhangi bir yorum gerektirmeksizin açık ve sınırları belirli bir düzenlemeye dayanması zorunludur. Hukuk devletinde bir yaptırımın meşruiyeti, yalnızca sonucun haklılığına değil, öncelikle o sonuca giden yasal yolun belirli ve öngörülebilir olmasına bağlıdır.

Sonuç olarak; her ne kadar doktriner ve normatif düzlemde yukarıda belirtilen eleştiriler geçerliliğini korusa da, mevcut durumda Kamu İhale Kurulu kararları ile idari yargı mercilerinin önemli bir kısmı, sözleşme öncesi sunulması gereken ve işin ifası için zorunlu görülen belgelerin uygun bulunmaması hâlinde, bu durumu sözleşmenin imzalanmaması kapsamında değerlendirerek geçici teminatın irat kaydedilebileceği yönünde bir içtihat geliştirmiştir. Bu nedenle uygulamada yer alan isteklilerin, yalnızca Kanun metnini değil, aynı zamanda Kurul kararlarını ve yerleşik yargı içtihatlarını da dikkate alarak teklif hazırlamaları; özellikle sözleşme öncesi sunulması öngörülen belgelerin eksiksiz ve mevzuata uygun şekilde temin edilmesine azami özen göstermeleri gerekmektedir. Aksi hâlde, teklifin değerlendirme dışı bırakılmasının ötesinde, geçici teminatın da gelir kaydedilmesi gibi ağır bir yaptırımla karşılaşılması ihtimali göz ardı edilmemelidir.