Mal Alımı İhalelerinde Sehven Verilen Çok Düşük Tekliflerin İhaleyi Yapan İdarece Aşırı Düşük Teklif Olarak Değerlendirilmemesi Sorunu

4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 38’inci maddesine göre ihale komisyonu, teklifleri değerlendirdikten sonra, diğer tekliflere veya idarenin tespit ettiği yaklaşık maliyete göre teklif fiyatı aşırı düşük olanları tespit eder. Bu teklifler doğrudan reddedilmez; önce teklif sahibinden, teklifin önemli bileşenlerine ilişkin yazılı açıklama istenir. Mal Alımı İhaleleri Uygulama Yönetmeliği’nin 58’inci maddesi de aynı esası tekrar etmektedir. Kamu İhale Genel Tebliği’nin 62/A maddesinde ise mal alımı ihalelerinde aşırı düşük teklif açıklamasının nasıl isteneceği, açıklama için en az üç iş günü süre verilmesi gerektiği ve açıklamaların değerlendirilmesine ilişkin temel kurallar düzenlenmiştir.

Bununla birlikte mal alımı ihalelerinde, yapım işleri ve hizmet alımı ihalelerinden farklı olarak, aşırı düşük tekliflerin tespiti için uygulanacak “sınır değer” hesaplama yöntemi bulunmamaktadır. Bu nedenle mal alımı ihalelerinde teklifin aşırı düşük olup olmadığı, tekliflerin birbirleriyle ve yaklaşık maliyetle karşılaştırılması suretiyle idarece değerlendirilmektedir. Bu alan, idarenin takdir yetkisi içindedir; ancak bu takdir yetkisinin kamu ihale mevzuatı ve idare hukukun temel ilkelerine uygun kullanılması gerektiği kuşkusuzdur.

Kamu İhale Kurulu kararlarında genel yaklaşım, mal alımı ihalelerinde sınır değer hesaplama yöntemi bulunmadığı ve hangi teklifin aşırı düşük kabul edileceğinin idarenin takdirinde olduğu yönündedir. Nitekim KİK’in 26.11.2025 tarihli ve 2025/UM.II-2532 sayılı kararında; isteklice verilen 574.350,00 TL teklifinin, 2.226.950,00 TL yaklaşık maliyet ve 2.099.500,00 TL ikinci teklif karşısında sehven düşük kaldığı iddiası reddedilmiş; teklifin aşırı düşük sayılmasını zorunlu kılan net bir tespitin mevzuat gereği yapılamayacağı belirtilmiştir. Benzer şekilde KİK’in 14.01.2026 tarihli ve 2026/UM.II-68 sayılı kararında, isteklinin 192.000,00 TL teklifi, 1.131.034,20 TL yaklaşık maliyet ve orijinal ürün teklif eden diğer isteklilerin 2.235.990,00 TL ve 2.309.940,00 TL teklifleri karşısında çok düşük olmasına rağmen, idarenin bu teklifi aşırı düşük saymamasında mevzuata aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. KİK’in 22.04.2026 tarihli ve 2026/UM.II-1206 sayılı kararı da aynı çizgidedir; 6.800.000,00 TL tutarındaki teklif, 10.829.654,75 TL yaklaşık maliyet ve diğer teklifler karşısında daha düşük olsa da, idarenin aşırı düşük sorgulaması yapmamasının mevzuata aykırı olmadığı kabul edilmiştir. KİK’in 13.08.2025 tarihli ve 2025/UM.I-1742 sayılı kararında da, 22.741.082,52 TL tutarındaki teklifin, 56.195.084,58 TL yaklaşık maliyet ve diğer teklifler karşısında aşırı düşük kabul edilmesini zorunlu kılan net bir tespit bulunmadığı gerekçesiyle başvuru reddedilmiştir.

Ancak yargı kararlarında bu yaklaşımın mutlak olmadığı görülmektedir. Ankara 13. İdare Mahkemesi’nin 11.03.2026 tarihli, E:2026/268, K:2026/416 sayılı kararında, 192.000,00 TL tutarındaki teklifinin yaklaşık maliyetin neredeyse 1/6’sına, diğer isteklilerin tekliflerinin ise yaklaşık 1/12’sine denk geldiği vurgulanmıştır. Mahkeme, bu belirgin fark karşısında, orijinal marka ürünün bu bedelle nasıl temin edileceğinin sorulması gerektiğini kabul etmiştir. Bu karar üzerine KİK, 29.04.2026 tarihli ve 2026/UM.II-1228 sayılı kararında önceki ret yaklaşımından ayrılmış; teklifin aşırı düşük teklif olarak belirlenmesine, istekliye aşırı düşük teklif sorgulaması yapılmasına ve sonraki işlemlerin yeniden tesisine karar vermiştir.

Aynı doğrultuda Danıştay Onüçüncü Dairesi’nin 02.03.2026 tarihli, E:2026/193, K:2026/679 sayılı kararında da önemli tespitler yapılmıştır. Danıştay, mal alımı ihalelerinde sabit sınır değer hesabı bulunmadığını kabul etmekle birlikte, ihale komisyonuna verilen takdir yetkisinin mutlak ve sınırsız olmadığını, bu yetkinin hukuka uygun kullanılıp kullanılmadığının yargı denetimine tabi olduğunu belirtmiştir. Somut olayda 574.350,00 TL teklifinin, 2.226.950,00 TL yaklaşık maliyet ve diğer geçerli teklifler karşısında yaklaşık 1/4 seviyesinde kaldığı, bu nedenle teklifin aşırı düşük olarak değerlendirilmesini gerektiren objektif bir durum bulunduğu ifade edilmiştir.

Danıştay’a göre bu kadar belirgin fark varken, teklifin teknik ve ekonomik olarak nasıl gerçekleştirileceği ortaya konulmadan ihalenin sonuçlandırılması hem işin gereği gibi ifa edilmemesi riskini doğurur hem de diğer istekliler yönünden eşit rekabet koşullarını zedeler. Bu karar üzerine KİK’in 04.06.2026 tarihli ve 2026/MK-192 sayılı kararıyla, 26.11.2025 tarihli ve 2025/UM.II-2532 sayılı Kurul kararı iptal edilmiş; idare tarafından başvuru sahibi istekliden aşırı düşük teklif açıklaması istenmesi yönünde düzeltici işlem belirlenmiştir.

Sonuç olarak, mal alımı ihalelerinde aşırı düşük teklif tespiti için yapım ve hizmet alımı ihalelerindeki gibi matematiksel bir sınır değer sistemi bulunmaması, idareye geniş bir takdir alanı tanımaktadır. Ancak bu takdir alanı sınırsız değildir. Teklif bedeli, yaklaşık maliyete ve aynı nitelikte teklif veren diğer isteklilerin tekliflerine göre açık, bariz ve hayatın olağan akışına aykırı derecede düşükse, idarenin hiçbir sorgulama yapmadan ihaleyi bu istekli üzerinde bırakması hukuken tartışmalı hale gelmektedir. Özellikle sehven verildiği anlaşılan ve bu haliyle işin ifasını ciddi şekilde riskli kılan teklifler bakımından, Kamu İhale Kurulu kararlarında her ne kadar bu husus idarenin takdir yetkisi kapsamında değerlendirilerek esasa yönelik bir değerlendirme yapılmasa da, mahkeme kararlarının ortaya koyduğu yaklaşım, teklifin aşırı düşük teklif olarak belirlenmesi ve istekliden açıklama istenmesi gerektiği yönündedir.